2018’den 2026’ya Ne Değişti? – EBRU OĞUZHAN YETER
Kaz yetiştiriciliği ile ilgili bu yazımı ilk kez 2018 yılında yazmıştım. O gün hayvancılıkta artan yem maliyetlerini, üreticinin yaşadığı sıkıntıları, yükselen et fiyatlarını ve özellikle Doğu Anadolu’daki kaz yetiştiricilerinin sorunlarını dile getirmiştim.
Aradan sekiz yıl geçti.
Peki, ne değişti?
Ne yazık ki üreticinin yükü hafiflemedi. Yem, enerji ve üretim maliyetleri daha da arttı. Et fiyatları toplumun büyük bir kesimi için ulaşılması güç hale geldi. Küçük üretici ayakta kalma mücadelesi verirken, kırsaldaki üretim giderek azaldı.
Ülkemizde bölge bölge yok olmaya yüz tutan hayvancılıkta kaz ve tavuk yetiştiriciliği de ön sıralarda yer alıyor.
2018’de kaz yetiştiriciliğinin desteklenmesini, kadın üreticilerin kooperatifleşmesini ve imece kültürünün yaşatılmasını önermiştim. Bugün bu çağrı çok daha büyük önem taşıyor. Çünkü gıda güvenliği artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda hayati bir mesele oldu. Doyuyoruz ama beslenemiyoruz.
Ülkemizin her yerinde yetişebilen farklı şekillerde işlenen kaz yetiştiriciliği; eti, ciğeri, yağı ve tüyüyle ülkemiz için önemli bir ekonomik değer olmasının yanında, Anadolu’nun kültürel mirasının da bir parçasıdır. Bu potansiyeli değerlendirmek, bölge üreticisini desteklemek ve salgın hastalıklarla mücadelede kalıcı çözümler üretmek zorundayız.
Sekiz yıl önce söylediğim gibi bugün de aynı noktadayım:
Yerli üretim güçlenmeden tarım ve hayvancılık güçlenmez. Küçük üretici desteklenmeden kırsal kalkınma sağlanamaz. Yerel üreticiyi, yerel ürünü koruyamadan güvenli gıdaya ulaşmamız daha da zorlaşır.
2018’den 2026’ya değişen sadece ömrümüzden akıp giden zaman oldu.
Üreticinin beklentileri ise hâlâ aynı: Destek, planlama ve sürdürülebilir üretim.
Çünkü bu üretici bizim, bu topraklar bizim, bu değerler bizim. Sahip çıkmadığımız her değer, yarın sadece bir hatıra olarak kalacaktır. Bugün az da olsa alabildiğimiz her gerçek tat yarın sadece damağımızda kalacaktır.
Ebru Oğuzhan Yeter

